8.3 C
New York kenti
Perşembe, Nisan 3, 2025

Buy now

Bu kez derdim sıkıntıyla

Uzun yıllar gazetecilik yaptıktan sonra çocuk edebiyatına yönelen ve ilk kitabı ‘Burnumun Renkleri’ ile Gülten Dayıoğlu Çocuk ve Gençlik Edebiyatı Vakıf Ödülü’nü kazanan Esra Yazdıç Demir ile yeni kitabı “İki Of Bir Puf”u ve projelerini konuştuk.

Ecem Koçak/KitapSanat

Gülten Dayıoğlu Vakıf Ödüllü kitabınız ‘Burnumun Renkleri’nde kokular üzerinden bir çatışma kurarak aile bağları, bireyselleşme gibi konuları işlediniz. Bu konuya nasıl karar verdiniz?

Bu üç sayfalık bir hikâyeydi. Hatta benim yazma derslerimden duyularla ilgili bir ödevdi.
Koku duyusu bana gelince zıtlıkları düşünmeye başladım. Farklı bir şey ortaya çıkmalıydı. Hem sağlam bir kurgusu hem de merak uyandırıcı bir olay örgüsü olmalıydı. Anosmi yani koku körü bir çocuğun hikâyesini yazmak istedim. Peki, bu çocuğun babası bir burun olsaydı? İşte orada işler karmaşık hale gelirdi. Güzel bir fikir, güzel sonuç getirdi.

İkinci kitabınız ‘Memur Çocuk’ vurucu ve derin bir kitap. Bu eserde hem akran zorbalığını anlatmışsınız hem de daha önce hiç işlenmeyen bir konu, ‘vitiligo’ var.

‘Memur Çocuk’un sesi, anne ve babasının mesleklerinden dolayı sıkça şehir değiştirmek
zorunda olan Aslı. Celile ise vitiligosu olan yaşadıklarından dolayı kendini görünmez kılarak
korumaya çalışan bir karakter. Barış ise bugünün en büyük sorunlarından varsayılan ‘zorbalık’ kavramının vücut bulmuş hali. Ancak burada bir parantez açmakta fayda görüyorum. Birincisi Barış’ın hikâyesini anladıkça bu çocuğun gerçekten zorba mı mağdur mu olduğunu düşünmeye başlıyorsunuz. İkincisi de ‘Çocuklar böyle bir insanla karşılaşınca ne yapmalı?’ sorusu üzerine bir örnek okumaya başlıyorlar. Günün sonunda ise karşımıza bambaşka bir hikâye çıkıyor.

Genelde ilk gençlik çağına yakın çocuklar için yazıyorsunuz. Son kitabınız ‘İki Of Bir Puf’ ise okul öncesi yaş grubu için yazdığınız ilk kitap. Daha büyük yaş grubuna kıyasla yazım sürecinde ne gibi farklılıklar vardı?

Pek çok farklılık birçok aynılık var. Her ikisinin de dinamikleri ayrı. Kullandığınız sözcük sayısından, ifade biçiminize, karakteri kurgulayışınızdan anlatıcınızın sesine kadar pek çok farklılık var. Ancak en büyük aynılık ‘Neden bu hikâyeyi yazmak istiyorum?’ sorusunda gizli. Benim ne derdim var ki ben bunu anlatmaya çalışıyorum ya da etkilendiğim ve üzerine gitmek istediğim konu ne? Popüler bir konu yayınevi kabul eder diyerek satış kaygısı taşıyan işlerden uzak durmaya çalışıyorum.
Neden bu kez resimli bir çocuk kitabıyla döndüm? Bir derdim vardı ve bu kez bu derdi hem
en çok dillendiren yaş grubuna yönelik yazmak istedim hem de resimlerin gücüne ihtiyaç duydum. Bu kez derdimiz ‘sıkıntı’. Resimler ise yetenekli arkadaşım Pelin Akagündüz’ün eseri. ‘İki Of Bir Puf’ için güçlerimizi birleştirdik. Hikâyeyi yazarken de hep aklımda bir nakarat dönüyordu. Çocukların tekrara dayalı, müzikli hikâyeleri çok sevdiğini biliyorum. Burada kızımın da piyano öğretmeni olan kıymetli Gözde Yıldız İçöz devreye girdi. Hikâyeyi okudu ve harika bir beste yaptı.

Masanızda yeni bir proje var mı?

Yeni iki proje için çalışıyorum. İkisi de ilk gençlik romanı. Biriyle ilgili tüm araştırmaları tamamladım. Umuyorum bu yılın sonuna kadar tamamlamış olacağım.

SON GİRİLEN İÇERİKLER